Kast ve Kast Biçimleri

TCK MADDE 21: – (1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.

Tck’daki kastın tanımı yukarıdaki şekildedir. Kanun maddesi incelendiğinde karşımıza iki unsur çıkar; bilme ve isteme.

1)BİLME UNSURU: Bilme, istemeden önce gelir. Kastın özü bilmedir.

Kişi, suçun kanuni tanımındaki tüm unsurları bilmelidir. Fail, suçu oluşturan eylemin icra ediliş şekline ilişkin olarak yasal tanımda belirtilen hususların da bilincinde olmalıdır. Ancak; bu kanuni tanımda nasıl düzenlendiğini bilmeyi kapsamaz. Bahsedilen tipiklikte yer alan unsurlardır. Örneğin ;

•Özgü suçlarda; fail, kamu görevlisi olduğunu bilmelidir.

•Hırsızlık suçunda; rızasız alınan malın başkasına ait olduğu bilinmelidir. Aynı şekilde hırsızlığın cebir veya tehditle yapıldığında, yağma suçuna dönüştüğü bilinmelidir.

•Öldürmek maksadıyla hareket edilen varlığın insan olduğu bilinmelidir.

NOT: – Daha ağır cezayı gerektiren nitelikli unsurların fail tarafından bilinmesi gerekirken, daha az cezayı gerektiren nitelikli unsurların fail tarafından bilinmesi şart değildir.

-“TCK 30/4: İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz.” Haksızlık yanılgısı olarak adlandırılan bu maddeye göre, kişi işlediği fiilin tüm unsurlarını biliyor fakat haksızlık teşkil ettiğini bilmiyorsa kusurlu kabul edilerek cezalandırılmaz.

İSTEME UNSURU: Kastı, taksirden ayıran unsurdur.

Hareketin bilinmesi veya öngörülmesi hareketin istenildiği anlamına gelmez. Kişiler, bildikleri her şeyi istemezler. İşte bu çıkarım kastın varlığı için bilmenin yeterli olmadığını aynı zamanda istemenin de gerektiğini ortaya koyar. Doktrinde, isteme kavramının karşılığı olarak irade unsuru kavramı da kullanılmaktadır. İstenenin, bir iradeye dayanması nedeniyle bu kavram tercih edilmektedir. Kasta asıl özeliğini veren isteme unsurudur.

Ancak burada bahsedilen irade, sakatlanmamış olmalıdır. Bir örnekle açıklamak gerekirse; cebir veya tehditle ortaya konan hareket kişi tarafından kasten işlenmiştir ancak hareketin gerçekleşmesinde isteme unsuru eksiktir. Kişi, bu hareketi zorlama neticesinde gerçekleştirmiştir. Kişi hareketin neden olacağı sonuçları bilmekte fakat istememektedir. Dolayısıyla hareket kasten işlenmiş olmasına rağmen cezalandırılamaz.

BİRİNCİ DERECEDEN DOĞRUDAN KAST:

Birinci dereceden doğrudan kastla işlenen suçlarda, gerçekleşen netice failin asıl amacıdır. Fail neticeyi istemekte ve o neticeyi oluşturacak uygun hareketi yaparak fiili oluşturmaya çalışmaktadır.

Basit bir örnekle açıklayacak olursak; fail, mağduru öldürmek istiyor ve mağdurun kalbine yakın mesafeden 3 el ateş edip ölümüne neden oluyor. Failin amacı mağduru öldürmektir. Hareketini de buna uygun şekilde belirleyip ölüm neticesini gerçekleştiriyor.

İKİNCİ DERECEDEN DOĞRUDAN KAST:

İkinci dereceden doğrudan kastın söz konusu olduğu hallerde failin, hareketine bağlı olarak meydana gelecek birden çok netice vardır ancak failin amacı tüm neticeler değildir. Amaçlanmayan neticenin meydana gelmesi davranışının zorunlu sonucudur.

Örnekleme yapacak olursak; failin öldürmek istediği kişi, camın arkasında olduğu için ateş edilmesi sonucunda; kişinin ölmesi amaçlanan netice, camın kırılması zorunlu ancak istenmeyen neticedir.

NOT: İkinci dereceden doğrudan kastın olduğu bütün durumlarda asıl neticeye bağlı diğer zorunlu neticeler bakımından failin doğrudan kastı bulunmaktadır ve sorumluluğu tamdır.

OLASI KAST:

TCK MADDE 21-(2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir.

Türk ceza kanunu, olası kastın tanımını yukarıdaki şekilde yapmıştır. Olası kast ve doğrudan kast, isteme unsuru noktasında birbirinden ayrılır. Doğrudan kastta, isteme unsuru tamdır yani kişi neticeyi istemiş ve hareketi gerçekleştirmiştir. Olası kastta ise kişi neticeyi öngörmüş ancak isteme kısmında “olursa olsun” tarzında nazlı bir kabullenmeye gitmiştir. Olası kast, netice ile oluşur bu netice, gerçekleşmesi muhtemel olandır. Fail, bunların tecrübelere göre beklenen bir sonuç olduğunu öngörmesine veya tahmin etmesine rağmen yine de hareketini gerçekleştiriyorsa bu, sonucu önceden kabul etmiş demektir.

**Olası kastta, hareketin haksızlık içeriği doğrudan kasta göre daha azdır.(TCK m.21\2 ceza indirimi öngörmektedir.)

**Doğrudan kast ile olası kast bir arada bulunamaz.

**Doğrudan kast ile işlenebilen suçlar olası kast ile işlenemez.

**Kanunda açıkça kastla işleneceği belirtilmiş olan suçlar, olası kastla işlenemez.(Kanun maddesi kast kelimesini kullanmak zorunda değildir. Kanunun lafzından bunu anlamak mümkündür örneğin; kanun maddesinde “bilerek” ifadesine yer verilmiş olabilir.)

Olası kastı bir örnekle açıklayalım: Fail, kronik kalp hastası olan hasmına uyguladığı saldırı sonucunda mağdurun; kalp krizi geçirebileceğini öngörmüş ve bu sonucu da günlük konuşma dilinde kullandığı şekliyle “bana ne, ölürse ölsün” diyerek kabullenmiş ve sonucun gerçekleşmemesi için herhangi bir çaba harcamamışsa; olası kast ile adam öldürmeden sorumlu tutulur.

Olası kasta birkaç örnek daha verecek olursak;

Düğünde havaya ateş eden kişinin, birilerini yaralaması

Kişinin, öldürmek maksadıyla eşine hazırladığı zehirli suyu bir başkasının içmesiyle ölümüne neden olması

Sürücü koltuğunda oturan kişiye, öldürme amacıyla atılan kurşunun sekmesi sonucu; yolcu koltuğunda oturan kişinin ölmesi

OLASI KAST VE İKİNCİ DERECEDEN DOĞRUDAN KAST AYRIMI:

Her ikisinde de meydana gelecek netice amaçlanmamaktadır. İkinci dereceden doğrudan kastta fail, asıl neticenin yanında zorunlu şekilde gerçekleşen neticeyi hem öngörmekte hem de zorunlu bir şekilde istemektedir. Olası kasttaki gibi nazlı bir kabullenme yoktur, zorunlu bir kabullenme vardır.

**İkinci dereceden doğrudan kastta -olası kastta olduğu gibi- neticeye göre sorumluluk benimsenmemeli, gerçekleşmeyen netice veya neticeler için de fail teşebbüsten sorumlu tutulmalıdır.

Bu ayrımı bir örnekle pekiştirelim; Fail içerisinde 80 yolcunun bulunduğu uçağa, zaman ayarlı bomba yerleştiriyor. Failin amacı uçak içerisinde seyahat edecek olan hasmı A’yı öldürmek. Uçak havalandıktan 20 dakika sonra havada infilak ediyor ve düşüyor. Uçak personeli dahil 85 kişi ölüyor.

Failin asıl amacı (A’yı öldürmek) —> Kast

Failin yaptığı harekete bağlı olarak gerçekleşen netice (84 kişinin ölümü)—> İkinci dereceden doğrudan kast

**Örnekte gerçekleşen olaya, olası kast diyemiyor olmamızın nedeni isteme unsuru noktasında karşımıza çıkıyor. Fail uçağa yerleştirdiği bombanın mutlak şekilde A’nın dışındaki yolcu veya personele de zarar vereceğinin farkında fakat hareketine devam ediyor. Burada nazlı bir kabullenme yoktur, zorunlu bir kabulleniş söz konusudur.

ÖZETLE ;

BİRİNCİ DERECEDEN DOĞRUDAN KAST= Hareket bilinecek ve istenecek, netice doğrudan istenecek

İKİNCİ DERECEDEN DOĞRUDAN KAST=Hareket bilinecek ve istenecek, netice zorunlu istenecek

OLASI KAST= Hareket bilinecek ve istenecek, netice nazlı bir kabullenme şeklinde olacak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir