Kullandırma Ödüncü Sözleşmesi (Ariyet)

kullandırma ödüncü sözleşmesi

Ariyet sözleşmesi, çeşitli ihtiyaçlara kolay bir yolla ulaşılması amacına hizmet eden ve dostlar arasında kurulan bir sözleşme olarak ortaya çıkmıştır. Ariyet sözleşmesinin temeli tarafların birbirine karşı duyduğu güvendir. Çünkü taraflardan biri, diğerine herhangi bir karşılık beklemeden “bir şeyin” kullanma imkanını verir. Kullandırma ödüncü sözleşmesi, ödünç alanın menfaatine kurulan bir sözleşmedir.  

Kullandırma Ödüncü Sözleşmesinin Hukuki Niteliği ve Unsurları 

  • Rızai bir sözleşmedir. Sözleşmenin kurulması için tarafların birbirine uygun irade beyanları yeterlidir, şeyin teslimi ifaya ilişkin bir husustur. 
  • İvazsız bir sözleşmedir. Ödünç veren ödünç alandan herhangi bir karşılık beklemez, talep edemez. Ariyet sözleşmesini kira sözleşmesinden ayıran en önemli husus budur. 
  • Kira sözleşmesindeki olduğu gibi ariyet sözleşmesinde de bir şeyin kullanılmasının devri borcu doğar.  
  • Sözleşmenin konusu, niteliğine bakılmaksızın, taşınır veya taşınmaz eşya olabilir. Bunun yanında haklar da kullanmaya elverişli olup olmadıklarına bakılarak ariyet sözleşmesine konu edilebilir. (Patent hakkı bu sözleşmenin konusu olabilir.) 
  • Ariyet sözleşmesinde kural; misli olmayan ve tüketime tabi olmayan şeylerin sözleşmenin konusu olabileceğidir. Ancak bu kural emredici nitelikte değildir. Bu nedenle misli olan ve tüketilebilen şeyler de sözleşmeye konu edilebilir.  

NOT: Ariyet sözleşmesinde aynen iade şartı bulunduğu için misli olan ve tüketilen şeylerin sözleşmenin konusu edilmesi mantıksız durmaktadır ki kural olarak da bu böyledir. Ancak örneği çok olmamakla birlikte misli olan ve tüketilen şeylerin de bu sözleşmeye konu edilebilmesi mümkündür. Örneğin; komşunuz, sizin akşam yemeği için hazırlamış olduğunuz bir tepsi böreği,  fotoğrafını çekmek için ödünç alabilir. Fotoğrafı çekilir yani şey kullanılır ve börek aynı şekilde, aynen iade edilir.  

  • Ödünç verenin, kira sözleşmesinde olduğu gibi, şeyin maliki olmasına gerek yoktur. 

Tarafların Borçları 

1.Ödüç Verenin Borçları 

  • Şeyi teslim borcu: Ödünç verenin neredeyse en önemli ve tek borcudur diyebiliriz. Ancak buradaki teslim borcunda diğer sözleşmelerden farklı olarak (kira, satış..) teslim borcunun kusurlu ifası veya şeydeki bozukluk nedeniyle ödünç alanın uğrayacağı zarar için, ödünç verenin ağır kusuru ve kastı aranır. Yani bu sözleşmede bir karşılık bulunmadığı için ödünç veren taraf diğer sözleşmelerde olduğu gibi hafif kusuru nedeniyle sorumlu tutulamaz, tazminat borcu doğmaz. 
  • Ödünç alanın yaptığı olağanüstü masrafları ödeme borcu: ödünç alan taraf şeyin olağan masraflarına katlanmakla yükümlüdür. Ancak kullanılan şeyin varlığının devamını etkileyen hususlarda yapılacak masraflar ödünç verene aittir. 

2.Ödüç Alanın Borçları 

  • Şeyi sözleşmeye uygun olarak kullanma borcu: Ödünç alan, şeyi sözleşmede öngörülen şekilde ve şeyin niteliklerine uygun olarak kullanmak zorundadır. Ödünç alınan şey başkasına kullandırılamaz. Ancak ödünç verenin yazılı rızası alınarak başkasına kullandırmak münkündür. 
  • Ödünç alınan şeyin olağan masraflarına katlanma borcu: TBK m.381/1 “Ödünç alan, ödünç konusunun olağan bakım ve koruma giderlerini karşılamakla yükümlüdür.” 
  • Geri verme borcu: Aynen iade şartı vardır. Olağan kullanımdan kaynaklanan eskimeler iade kapsamında değerlendirilmez. 

Sözleşmenin Sona Ermesi 

  1. Sözleşme kapsamında öngörülen sürenin dolması 
  1. Belirsiz süreli kurulan sözleşmelerde TBK m. 384’e göre ödünç verilen şey, ödünç veren tarafından istediği zaman geri istenebilir. 
  1. Kullanma ödüncü alan kişi sözleşmeyi ihlal ederse, şeyi sözleşmeye aykırı olarak kullanırsa veya ödünç verenin izni olmadan başkasına kullandırtırsa sözleşme belli süreli olsa dahi ödünç veren derhal iadesini talep edebilir. İade talebi için ihtar çekilmesine gerek yoktur. 
  1. Ödünç verenin önceden bilinmeyen bir durum yüzünden ivedi gereksinimi ortaya çıkarsa, şeyi geri isteyebilir. 
  1. Kullanma ödüncü şahıs bazlı bir güvene dayandığı için ödünç alanın ölümü halinde ödünç alanın mirasçıları sözleşmenin ifasını talep edemez. Ancak ödünç verenin ölümü söz konusu olursa, güvenilen ve ödünç verilen kişi ödünç verenin mirasçılarıyla sözleşmeyi sürdürebilir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir